aglea

"et j'irai loin, bien loin, comme un bohémien"

la petite jérusalem


“paramparça olduğunun farkında değilsin…”

laura, paris’in banliyölerinden birinde kendi sürgün “küçük kudüs”üne sığınmış, felsefe okumasından endişeli, dinine geleneklerine sonuna kadar bağlı ailesi ile birlikte yaşar. aşka inanmaz laura, aşkı sadece bilir. bir yanılsamadır aşk. hayatı kanunlar ve alışkanlıklar şekillendirir ve birinin bu kanunlara itaat etmesi gerekir. kant, nasıl her gün aynı saatte o yolda yürüyüşe çıkıyorsa, laura da akşam yürüyüşlerine çıkar… her gün aynı saatte… ve onlardan birinde kant’ın sadece tek bir gün -o da büyük devrimde posta arabasını karşılamak için- yolunu değiştirmesi gibi, tüm hayatını değiştiren bir adamla karşılaşır. gizemli bir adamdır ve çok güzel, bambaşka bakar laura’ya. sırf onu görebilmek, konuşabilmek için felsefe dersine gelen eric’in dediği gibi “bildiklerinin aslında inandıkları olmadığını” o gece anlar laura…

“büyülendin laura… çok değiştin. artık felsefe çalışmıyorsun. yürüyüşe bile çıkmıyorsun…”


ve teslim oldu laura…  “senin kölenim. güzel bir gününün tadına varabilir miyim?” diye soran djamel’e bıraktı kendini… avucunun içinde sıkıp durduğu musa’nın elini tüm tılsımıyla birlikte fırlatıp attı… “ölümün öbür tarafına geçtin mi? nasıl bir şeydi diğer taraf?” aşk da böyle değil mi zaten laura… çizginin ölüm tarafına birlikte geçip kaybolmak değil mi… bir tutam saç düştü ikisinin de önüne, eğildiler, yarayı ilk laura gördü, sevdi, kendi yarası gibi dokunmak istedi. elini şiddetle tuttu djamel, direndi laura, sağaltmanın imkansızlığını bile bile uzandı… izin vermedi djamel… o derin yarayı, yaşlı, yalnız, çekilmez ve sonsuz bir çizgi gibi çekti aralarına…

Reklamlar

Single Post Navigation

4 thoughts on “la petite jérusalem

  1. sevgili cengiz,

    tam da öyle oldu, “fantezi makinesine hakikat sızdı”:) kant’ın tek bir gece için değiştirdiği yolu dünyayı değiştiren bir devrim içinken, laura, aşkla, sonraki tüm gece ve gündüzlerini değiştirmek arzusuyla yanıp tutuştu. bildiği her şeye kapadı aklını. badiou’nun dörtlüsünden sadece “aşk” koşulunu hatırlayıp diğerlerini unutacak kadar gözden çıkardı hayatının milattan önceki aşkı olan felsefeyi. ruhu bedeni tüm hayatı öyle sarsıldı bu devrimle. dağılmak istedi, belirsiz saatlerde, zamansız mekânsız yaşamak istedi. duvarlarını, limitlerini djamel’le birlikte yıktı. ve aşık olduğu adamla tam da buna mutabık bir savruluşa bıraktılar kendilerini. ta ki o çizgiye kadar. djamel, kendi bedeninde taşıdığı o derin çizgiyle durdurdu sarsıntıyı. bu filmin sürpriz yanıydı, ki “arzusundan ödün veren” djamel oldu…

    ve zaten film, sonunun hiç önemli olmadığı bir aşamaya getiriyor insanı. ben hem bu duyguya takılarak hem de filmleri anlatmamaya yönelik inadımla tam orada, o yara çizgisinde kestim, ama madem sordun, eğilirsen kulağına fısıldarım:) (djamel, sonsuzluktan ürküp, aşkını sonsuza kadar yarasının kabuğuna çekti. büyük bir acıyla. hatta laura’dan daha da fazla kahrolarak bence. buna uymaktan başka seçeneği kalmayan laura’ysa, aşk acısıyla, ölüm çizgisinin diğer yanına tek başına geçip cezalandırmak istedi sevgilisini. istedi. istedi sadece… sonrasını ben de bilmiyorum. laura yeniden saate bakmaya başlamıştır belki de, kimbilir…)

  2. ben tamamen alakasız bir noktadan gireceğim konuya, zira bu yazı badiou’nun olay teorisini getirdi aklıma. hatırlanacağı üzere badiou felsefenin dört koşulunu aşk, bilim, sanat ve siyaset olarak belirlemişti Varlık ve Olay adlı kitabında. badiou’ya göre hakikat ancak mevcut durumdan, düzenden, rutinden radikal bir kopuş neticesinde zuhur edebilirdi. bireyin özne olabilmesi için işte bu radikal kopuşa sebep olan olaya sadakat göstermesi ve lacan’ın sözleriyle ifade edecek olursak “arzusundan ödün vermemesi” gerekirdi. filmi görmedim, ama yazından anladığım kadarıyla laura djamel’le karşılaştıktan sonra yaşamında radikal bir kopuş gerçekleşti; bir başka deyişle laura’nın yaşamı djamel’le karşılşma öncesi ve sonrası diye ikiye ayrıldı. aradaki boşluktan hakikatin bir formu olan aşk doğdu ve laura’nın anlamsız bir rutine hapsolmuş sonlu, limitli, duvarlarla çevrili hayatına sonsuzluk sızdı. fantezi makinesine hakikat sızdı da diyebilirdik herhalde, ama demedik işte her ne hikmetse… : ) her neyse, kant laura kadar şanslı değildi ne yazık ki, onun rutini asla bozulmadı çünkü; aynı şehirtde doğdu, yaşadı, düşündü ve öldü. oysa laura djamel’le karşılaştı ve “o derin yarayı, yaşlı, yalnız, çekilmez ve sonsuz bir çizgi gibi çekti aralarına…” bu son cümlede takıldım işte; en sonunda aşklarının hakikatine sadakat gösterip birlikte oldular mı, yoksa sonsuzluktan ürküp yaralarının kabuklarına mı sığındılar? kısaca da olsa yanıtlarsan çok sevinirim sevgili aglea…

  3. enver, ben karin albou’yu tanımaktan dolayı çok sevinçliyim. onun ruhunu kendime çok yakın hissettim. -diğer filmini de içine katarak diyorum- bakışındaki, aktarışındaki incelik, zarafet ve derinlikten, her şeyden önce ve tam da insanca yorumlayışından çok etkilendim. ayrıca bu filmin yarı otobiyografik bir film olduğunu da belirtmiş olalım. iyi ki seyrettik:)

  4. “aşk da böyle değil mi zaten laura… çizginin ölüm tarafına birlikte geçip kaybolmak değil mi.”

    djamel, yarasını sağaltabilecek tek şeyi, o yaranın acısıyla unutmayı yeğliyor. ölümün öte tarafına beraber geçebilecek ve orada sevdiği ile yok olabilecekken, “bu tarafta” var olmayı tercih ediyor. “var oluyor” ama eksik, kanatsız, ruhsuz… uçmayı unutmak demek bu seçim. kurulaşmak. laura’nın tüm cesaretine rağmen, djamel ile aşkı arasına senin çok güzel anlattığın gibi yarası giriyor. belki çok sonra anlayacak djamel, o yara belki de birisi gelip onu iyileştirsin diye oradaydı. belki yarası yarini işaret ediyordu.

    çok güzel bir filmdi zeynep. ve sen o yaranın filmin tüm özeti olduğunu söylediğinde, nasıl hak vermiştim sana. gerçekten de filmin kalbi tam da orasıydı.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: